Gıda ve beslenme:
Nasıl Beslenmeliyiz?
Süt ve Ürünleri, Et – Yumurta – Kurubaklagil Grubu, Taze Sebze ve Meyveler, Tam Tahıl Ürünleri,Sebze, Meyve Tüketimini Artırın
Boyunuza Uygun Beden Ağırlınızı Koruyun
Yağ, Doymuş Yağ ve Kolesterol Tüketimini Azaltın

Basit Şeker Alımını Azaltın
Günlük Tuz ve Sodyum Tükeminde Aşırıya Kaçmayın
Sıvı Tüketimini Artırın
Alkol Kullanmayın
Egzersiz Yapın
Sigara İçmeyin.

Nasıl beslenmeliyiz?

Aldığımız besin öğeleri kalp, beyin, karaciğer gibi organlar ve nefes alma gibi hayatı destekleyici fonksiyonların korunması için gerekli olan enerjinin sağlanmasında temel rol oynamaktadır. Her zaman oturmayız; hareket ederiz, yer değiştiririz ve çalışırız. Bunlar da enerji gerektirir. Belki de en iyi kıyaslama ve en popüler olan otomobil örneğidir. Otomobil yakıt olmadan çalışır mı?

Yaşamımızın temel enerji kaynağı, şekerlerle (karbonhid­ratlarla) sağlanır. Sadece enerji kaynağı olarak karbonhidratların kullanı­lamadığı durumlarda, yağlar (lipidler) kullanılır. Yağlar da temel olarak enerji sağlayan maddelerdir; ancak yağda çözünen A,D, E ve K vitaminlerini de taşırlar. Enerji, proteinlerden de sağlanabilir. Normal büyüme, gelişme ve tüm organlarının çalışması için, organizma vitamin ve minerallere de ge­reksinim duyar.

Egzersizin yüksek kan basıncını düzenleyici rolü bulunduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Besin çeşitliliğine önem verin ve tabağınızın renkliliğinden keyif alın. Yemek hayattaki en büyük keyiflerden biridir. Besin seçimi geleneksel, kültürel ve yaşama çevrelerine bağlı olduğu kadar farklı yaş, cinsiyet ve özel gereksinimlere de bağlıdır.

Sağlıklı diyetin temeli; üç ana ve iki atıştırma öğünden oluşmaktadır. Ana öğünler atlanmamalıdır.

Şimdi başlayın ve aşamalı olarak değişiklikler yapın!!!

Yaşam tarzınızdaki aşamalı değişiklikler bir kerede büyük değişiklikler yapmaktan daha kolaydır. Üç gün için, yemeklerde ve aralarda tükettiğiniz besinleri yazın.

Başlangıç için, bir günde sadece fazladan bir tane meyve ve sebze yiyin.

Yağ içeriği yüksek olan ve kilo almanıza neden olan  besinleriniz var mı?

Bu besinleri dışlamayın ve kendinizi mutsuz hissetme­yin; ancak daha az yağ içerikli besin tercihlerini deneme­ye çalışın veya daha küçük porsiyonlarda tüketin veya iş yerinde merdi­venleri kullanmaya başlayın!

• Performansı artırmak için sadece egzersiz günü doğru beslenmek sizi başarılı yapmaz.Yıl boyunca iyi beslenmek önemlidir.

• Egzersizden önceki son yemek, miktarına bağlı olarak 1-4 saat önce tüketilebilir.

• Egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında yeterli miktarda sıvı tüketilmeli­dir.Egzersiz sırasında her 15 dakikada 1 çay bardağı su tüketilmelidir.

• Egzersiz öncesi kompleks karbonhidrat ve sıvı yönünden zengin, orta düzey protein, düşük yağ içeren, alışkın olduğunuz yiyecek ve içe­ceklerden oluşan öğün tüketin.

• Egzersizden sonraki ilk 2 saatte kas karbonhidrat depolarını yerine koyun, sıvı kaybını karşılayın.

Temel Beslenme İlkeleri

Süt ve Ürünleri, Et – Yumurta – Kurubaklagil Grubu, Taze Sebze ve Meyveler, Tam Tahıl Ürünleri, Sebze, Meyve Tüketimini Artırın

Boyunuza Uygun Beden Ağırlınızı Koruyun

Yağ, Doymuş Yağ ve Kolesterol Tüketimini Azaltın

Basit Şeker Alımını Azaltın

Günlük Tuz ve Sodyum Tükeminde Aşırıya Kaçmayın

Sıvı Tüketimini Artırın

Alkol Kullanmayın

Egzersiz Yapın

Sigara İçmeyin.

 Beslenmede diyetin öncelikli görevi, metabolik gereksinimleri karşılayan ve vücudun çalışması için gerekli enerji ve besin ögelerini yeterli miktarda sağlamaktır. Ancak diyet, tüketiciye formda olma ve keyif alma duygularını da vermelidir. Formda olmak, optimal sağlık ve kendini iyi hissetme duy­gusudur. O halde diyetin kabul edilen tartışılmaz beslenme etkisi yanında, yararlı fizyolojik ve psikolojik etkileri vardır. Ayrıca beslenme bilimindeki son gelişmeler; diyetin sadece optimal sağlığın oluşumu ve gelişiminde değil, dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve diyete bağlı kardiyovas­küler hastalıklar, kanser, tip 2 diyabet, osteoporoz gibi kronik hastalık riskini azaltmada da potansiyel bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir .

Çeşitli besinleri tüketin. Çeşitlilik optimal beslenme ve sağlığın temelidir. Büyüme gelişme, sağlıklı olarak uzun süre yaşamak için 50 ayrı türde besin ögesine ihtiyaç vardır. Bun­ların kaynağı besinlerdir. Hiçbir besin tek başına vücudun ihtiyacı olan tüm besin ögelerini içermez. Besinlerin her birinde ayrı özellikte ve vücut çalış­masında ayrı işlevi olan değişik türde besin ögeleri vardır . Optimal beslenmek için bu besin öge­lerini belirli oranlarda almak gerekir . Bu besin ögelerininin diyetteki oranları birbir­lerinin emilim, metabolizma ve gereksinimi etkiler. Ayrıca optimal beslenme için tüketilen besin­ler sadece elzem olan besin ögelerini içermez, sağlığın korunma­sı, geliştirilmesi ve diyete bağlı kronik hastalıkların önlenmesinde etkinlik gösteren fitokimyasallar adı verilen biyoaktif bileşenleri de içer

Günlük tüketilmesi önerilen miktar yetişkinler için 2 porsiyondur.Sabah bir yumurta yenirse yarım porsiyon alınmış demektir. Haftada en az 2 kez kurubaklagil ve ayrıca demirin iyi bir kaynağı olan kır­mızı eti tüketmeli, diğer öğünlerde kırmızı et yerine tavuk, hindi ve balık yemelidir. Özellikle beyin, göz, deri, kalp-damar sağlığı ve vücudun savunma sistemi için haftada en az 2-3 kez balık tü­ketmeye dikkat etmelidir.

Sigara ve Fiziksel aktivite

Fiziksel Aktivite

Enerji harcamasını artıran tüm faaliyetler ve hareketler fiziksel aktivite olarak bilinir. Fiziksel aktiviteler planlı eg­zersizleri (ağırlık kaldırma, ae­robik), spor ve günlük yaşam­da yapılan olağan aktiviteleri (yürüme, bahçe işleri, ev işleri vb.) içerir.

Fiziksel Aktiviteniz ve Beslenmeniz İçin Hareket Planı

– Aktivite/egzersiz alışkanlıklarınızı sağlıklı bir beslenme düzeni ile des­tekleyin.

– Egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında yeteri kadar su içmeyi unutma­yın.

– Aç ya da tok olarak egzersize başlamayın. Egzersizden 4 saat önce ana öğününüzü tüketmiş olmalısınız.

– Aşırı egzersiz besin öğelerine olan gereksiniminizi arttırır, bu nedenle yeterli ve dengeli beslenin. Besin çeşitliliğine önem verin.

– Egzersizden hemen önce meyve suyu, çikolata, şekerlemeler vb. ba­sit karbonhidrat ve yüksek yağ içeren besinleri tüketmeyin.

– Egzersizin süresi 1 saati aşıyorsa %6-8 karbonhidrat içeren içecekler tüketilmesi gereklidir.

– Televizyon izlerken, bilgisayar karşısında çalışırken veya sadece din­lenirken bir defada 30 dk. dan fazla oturmayın.

– Yapmaktan hoşlandığınız, yaşam şeklinize uygun ve uzun süre devam ettirebileceğiniz bir aktivite seçin.

– Esnek bir aktivite planınız olsun. Eğer bir, iki gün hiç egzersiz yapmazsanız kendinizi suçlu hissetmeyin. Unut­mayın, aktivitenin aylarca veya yıllarca istikrarlı bir şekilde sürmesi daha önemlidir. – Egzersize başlamadan önce doktorunuza danışın ve kendinize birden yüklenerek çok zorlamayın.

– Aracınızı park edin ve yürüyün; Yürüyüş için bütün ola­nakları kullanın. Günün sonunda kendinizi daha iyi hisse­deceksiniz.

– Eve veya işyerine giderken otobüsten birkaç durak önce inerek geri kalan yolu yürüyün.

– Asansör yerine merdiven kullanın.

– Üzgün olduğunuzda veya sıkıldığınızda yürüyüşe çıkın.

– Arkadaşlarınızla beraber yapabileceğiniz aktivitelere katılın.

– Akşamlarınızı tembel bir şekilde geçirmeyin. Televizyon izlerken çe­şitli egzersizler yapın.

– Egzersiz yaparken uygun kıyafet ve ayakkabı giyin.

– Ev işlerinizi yapmak için birini tutmak yerine kendiniz yapın.

– İşyerinizde, okulunuzda düzenlenen spor turnuvalarına katılın.

– Fiziksel olarak aktif değilseniz ne zaman ve nasıl aktif olabileceğinizi belirleyin ev işlerine daha çok fiziksel güç harcayın.

– Yavaş başlayın, kısa bir süre içerisinde çok fazla yapmayın.

– Bedeninizi dinleyin Eğer baş dönmesi, mide bulantısı, ağrı ve çok fazla yorgunluk hissedersiniz bu kısa bir süre içerisinde çok fazla egzersiz yaptığınızın göstergesidir.

– Eğer yaptığınız egzersizle rahatsanız miktarını artırın ve aşamalandı­rın.

– Bir haftada beş veya daha fazla gün, yarım saat, orta yoğunlukta fizik­sel aktivite yapmayı amaçlayın

Sigara içmeyenlerin daha aktif olmasının ne­denleri nelerdir?

Sigara kullanımı, hatta günde bir tek sigara içmek bile egzersiz kapasitesini hemen etkiler. Yeterli bir fiziksel aktivite düzeyini sağlayabilmek için, kalbinizin ve akciğerinizin oksijenden zengin kana ihtiyacı vardır. Sigara dumanını soluduğu­nuz zaman, vücudunuza karbon monoksit girer (karbon monoksit sigaranın içinde bulunan 3000 ek kimyasaldan yalnızca biridir). Karbon monok­sit hemoglobin (vücutta kan yolu ile oksijenin taşınmasını sağlayan bir madde) ile birleştiği za­man, oksijenin kaslara taşınma yeteneğini azaltır. Oksijen kas hücrelerine gidemez.

Sigara kullanımı kan damarlarını da daraltır. Bu durum, egzersiz sırasında kaslara oksijenin ve ka­nın uygun şekilde dağılmasına engel olur. Bu kas­larda, normalden daha erken laktik asit (egzersiz sonucu kasta biriken artık madde) birikir. Bu du­rumda, sigara içen kişiler erken yorgunluk nedeni ile egzersizi bırakmak zorunda kalır.

Oksijendeki azalma fiziksel dayanıklılığınızı azal­tabilir. Bu da sizin sadece spor yapmanızı değil, aynı zamanda merdiven çıkmak gibi günlük işleri­nizi de zorlaştırır.

Sigara içenlerin egzersiz yaparken karşılaştıkları problemler nelerdir?

Sigara içenlerin fiziksel dayanıklılığı içmeyenlere göre daha düşüktür. Sigara içenler­de sağlık için egzersize katılım daha azdır.

Sigara içenlerin dinlenme­deki kalp hızları normalden daha yüksektir, egzersizle ulaşabilecekleri kalp hızları ise daha düşüktür. Din­lenmedeki kalp hızı yüksek olan, sigara içen kişilerin kalpleri her zaman tüm vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorundadır. Bu du­rum sigara içen kişilerde, çalışan kaslara gerekenden daha az oksijen ve besin maddesi gitmesine sebep olur.

Sigara içmeye ne kadar erken baş­lanırsa, akciğerler o kadar daha fazla etkilenir. Akciğerlerin normal gelişimi ve büyümesi yavaşlar.

Sigara içen kişilerde kemikler ve eklemler de olumsuz etkilenir. Kemik erimesi (osteoporoz), kalça kırıkları, ro­matizmal hastalıklar, bel ağrısı ve egzer­size bağlı yaralanmaların (tendinit, bur­kulma, kırıklar) gelişme olasılığı artar.

Yaralar sigara içenlerde içmeyenlere göre daha yavaş iyileşmektedir. Bu durum kırıklar için de geçerlidir. Örneğin, sigara içen kişilerin bacak kemiği kırığı iyileşme süresi içmeyenlerden 4 hafta daha uzundur.

Sigara içmenin fiziksel kapasite üzerine başka etkileri var mıdır?

Sigara içen kişiler, içmeyenlerden daha çabuk yorulur ve daha yavaş koşarlar.

Fiziksel egzersiz eğitiminden daha az yarar sağlarlar.

Kasları daha güçsüz ve daha az esnektir.

Uyku bozuklukları yaşarlar.

Sigara içmeyen kişilerden üç kat daha fazla nefes darlığı yaşarlar.

Sigara içmek fiziksel performansı etkiler mi?

Sigara içen gençler de yetişkinlerle aynı olumsuz etkileri yaşarlar. İçmeyen yaşıtları ile karşılaştırıldığında, fiziksel dayanıklılığın ve performansın azalmasının yanısıra, nefessizlik hissi, spor yaralanmalarında artış ve bütün sağ­lığın bozulması sık karşılaştığımız sorunlardır.

Çocuklarda ve gençlerde sigara kullanımı akciğer gelişimini yavaşlatır, akciğer fonksiyon­larını bozar ve kalplerinin daha hızlı atmasına yol açar. Ağır sigara içen genç bireyler öksü­rürler, daha sık ve ciddi solunum hastalıkları ile karşılaşırlar. Fiziksel aktivite sigara içmenin engellenmesinde ve içen kişilerde sigaranın bırakılmasında yardımcıdır.

Egzersiz ve fiziksel aktivite sigaranın bırakılmasında neden çok ya­rarlıdır?

Düzenli fiziksel aktivite vücutta biyokimyasal yön­den olumlu etkiler yapar. Bu etkiler nikotin ile sağlanan­lara benzerdir. Egzersiz, zihinsel uyanıklılık sağlayan katekolamin hormonlarının salınımını artırır. Egzersizin sürdürülmesi kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayan beyindeki endorfin hormonu seviyesini artırır.

Düzenli egzersiz sigara içmeyi bırakırken uygulana­bilecek en iyi kilo kontrol yöntemidir. Düzenli egzersiz, sigara içme ve yemek yeme arzusunun önüne geçilme­sine yardımcı olur ve daha sağlıklı yiyecek seçenekleri için isteği artırır.

Her hafta yapılan düzenli egzersizle, kendinize bakım, tedavi ve huzur imkanı sağlamış olursunuz. Egzersize zaman ayırmak stresi engelleyebilir ve sigara içmeye karşı sağlıklı bir alternatif yaratmış olursunuz.

Düzenli egzersiz omurganızı, kaslarınızı kuvvetlendirir, zihninizi açar, hormonlarınızı düzenler, bağışıklık sisteminizi geliştirir ve hastalıklara kar­şı dirençli olmanızı sağlar.

Düzenli egzersiz sakin olmanıza ve odaklanmanıza yardımcı olur; stresle başa çıkmanızı sağlar.

Düzenli egzersiz, olumlu düşünceler üretilmesini sağlar ve kişiyi psi­kolojik açıdan olumlu yönde etkiler. Düzenli egzersiz yapanlar yaşamları boyunca başarı, özgüven ve kendini kontrol hissi kazanırlar. Aynı zaman­da daha azimli, duygusal olarak dengeli ve yaratıcı olurlar. Sonuçta egzer­siz kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.

Düzenli egzersiz kaslarınızın gevşeyebilmesine yardımcı olur ve uyku kalitenizi artırır.

Sigaranın erkek üreme fonksiyonlarına olan etkisi

Semen analizi, erkeğin üreme fonksiyonlarının değerlendirilmesinde önemli bir faktördür. Semen analizi, spermin hareketi, yapısı ve sayısı ile ilgili bilgi sağlar.

Sigara içme, erkeklerde de üreme fonksiyonlarının olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda, sperm konsantrasyonunun sigara içenlerde içmeyenlere göre %13-17 oranında az olduğu bildirilmiştir.

Normal Semen Analizleri :

Volüm                                                           2-6 ml.
pH                                                                 7.0-8.0
Toplam sperm miktarı                              20 milyon
Sıvılaşma (Liquefection)                          1 saatte tamamen
Hareket                                                        % 50 ya da daha fazla
Normal şekiller (Morfoloji)                       % 60 ya da daha fazla

Erkeğin sigara içmesi yukarıda açıklanan semen analiz sonuçlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda, semen parametrele­ri üzerinde sigara içme ve pasif sigara dumanına maruz kalmanın etkileri değerlendirilmiştir. Sigaranın, spermin yoğunluğu ve hareketini azalttığı, morfolojisi üzerine de olumsuz etkisi olduğu, günlük içilen sigara mikta­rına bağlı olarak spermin yoğunluğunun ortalama %22 oranında azaldığı bilinmektedir.

Erkeğin sigara içmesi ya da sigara dumanına maruz kalmasının üreme fonksiyonlarına etkisi özetle şunları içermektedir. Sigara;

1. Sperm konsantrasyonunu azaltır,

2. Sigarada bulunan nikotin miktarı 400-800 ng/ml sperm hareketini azaltır,

3. Morfolojik olarak normal sperm sayısını azaltır,

4. Spermin penetrasyon (kadının yumurta hücresini delme özelliği) ye­teneğini azaltır,

5. Sperm hücrelerinde DNA hasarının artmasına neden olur.

6. Sigara içen erkeklerin çocuklarında da çocukluk çağı kanserinin ve doğumsal anomalilerin ortaya çıkma riski artar.

Yapılan çalışmalarda, günde 1 veya 2 paket gibi fazla miktarda sigara içen er­keklerin, spermlerinde daha fazla olarak şekil ve hareket bozukluklarına ve anomalilere rastlandığı vurgulanmaktadır. Sigara içimi diğer bazı fak­törler ile birlikte erkek infertilitesine neden olabilmektedir. Erkeklerin yo­ğun sigara kullanımı; sigara kullanmayan eşlerinin de pasif olarak sigara dumanına maruz kalmasına, nikotin solumasına ve üreme fonksiyonlarının bozulmasına yol açmaktadır.

Saçın büyüme döngüsü

Vücudumuzun büyük bölümü kıllarla kaplıdır. Gebeliğin 2. Ayından itibaren üst dudak, kaş ve yanakta ilk kıl tomurcukları görülür.Bu tomurcuklar kümeler halinde olup 4. Aydan itibaren tüm vücut yüzeylerine yayılarak artıp, erişkin bir insanda 5-6 milyon civarında kıl bulunur.Bazı insanlarda kılların normalden fazla olmasına Hirsutismus denir. Tamamen saçla kaplı bir başta ortalama 100000 adet saç vardır.Bir saçın ortalama ömrü 2-7 yıldır. Saçın büyüme döngüsü yaklaşık 2-3 yıl sürer. Her saç teli bu aşamada ayda 1 cm kadar uzar. Kafa derisi üzerindeki saçın yaklaşık %90’ı herhangi bir anda büyür.  %10’u ise dinlenme aşamasındadır.3-4 ay sonra saç teli düşünce dinlenme aşamasındaki saç teli büyümeye başlar.Hergün yaklaşık 100 adet saç dökülmesi normaldir

Saç dökülmesinin sebepleri

Stres, hormonal sebepler (özellikle androjen hormonu düzensizlikleri, tiroit bezinin çalışmaması,( kadınlarda gebelik, menopoz, adet düzensizlikleri), kafa derisinin mantar hastalıkları, ilaçlar(hipertansif veya kalp hastalarında kullanılan antikoagülan (kan inceltici) ilaçlar, antidepresanlar, (kadınlarda doğum kontrol ilaçları )), hastalık (lupus ve şeker hastalığı, anemi(kansızlık)),çinko eksikliği, düzensiz beslenme, saç için kullanılan kimyasal maddeler saç dökülmesinin sebepleri olabilir.

Saç dökülmesi nasıl durdurulur?

Erkek tipi kellik (androgenetik allopesi) erkeklerin kafa derisinin önünde görülen saç dökülmesidir. Kadın tipi kellikte ise saç dökülmesi ince ve tüm kafa derisindedir. Saç dökülmesini durdurmak için nedeni araştırılmalıdır.Altında yatan neden ortadan kaldırılmalıdır . Etken bulunamıyorsa kan testi ve biyopsi (örnek materyal ) incelenmelidir. Sonucuna göre tedavi düzenlenmelidir.

Cilt bakımı

Güneş ışınları cilt için zararlıdır. Korunmasız ultraviyole ışınlarına maruz kalma cilt kanserine, gözlerde de katarakta neden olabilir. Özellikle sabah saat 10 ile 16 arası güneşe çıkılacaksa

koruyucu kremler sürülmeli,

güneş gözlüğü takılmalı,

uzun kollu pamuklu gömlek ve pantolon giyilmeli,

yüz, kulak ve boyunu örten şapka takılmalıdır.

Mümkünse bu saatler arasında güneşe çıkılmamalıdır. Bulutlu günlerde bile mümkünse 15 SPF(en az 15 koruma faktörlü) krem kullanılmalı. Güneşe çıkmadan en az 30 dakika önce özellikle güneşin temas edeceği deri kısımlarına krem sürülmelidir. Cildinizi inceleyin. Yara morarıyorsa, yaranın içinde kanama varsa, yara pütürlüyse, boyutu hızla büyürse, yaranın dalgalı kızarıklığı varsa, sınırları çentikli ise mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Üreme Sağlığı

Erkek Üreme Organlarının Yapısı ve fizyolojisi
Erkek üreme sistemi, hayalar (erkek yumurtalığı-testisler), epididi­mis (erkek tohum hücresinin olgunlaştığı yer), tohum kanalları (sperm ka­nalları), prostat ve idrar yolunu içerir.
• Hayalar, haya torbası (erlik bezi) içerisinde yer alır. Hayalar, sperm üreten (erkek tohum hücresi) seminifer tübüller olarak isimlendirilen uzun ince düğümlerdir. Seminifer tübülleri çevreleyen doku, erkeklik hormonu olan testesteron üreten hücreleri içerir.

• Epididimis, hayaların yanında yer alır. Her bir seminifer tübüllerin so­nundan epididimise bağlanır. Yeni oluşan sperm hayalardan, depolandığı ve gelişimini tamamlayarak olgun (matür) sperm haline geldiği epididimi­se geçer.

• Tohum kanalları (sperm kanalları), epididimisden idrar yoluna spermleri taşıyan boş bir tüptür.

• Prostat, idrar torbasının hemen altında yer alan küçük bir bezdir. Meni kesecikleri, prostatın her iki yanında yer alır. Sıvılar, prostat tara­fından üretilir ve meni kesecikleri boşalmış olan (ejekülat) erkek tohum hücrelerinin bir şeklidir.

• İdrar yolu, vücudun dışına idrar ve spermin geçmesini sağlayan kaslı (müsküler) bir kanaldır. Sperm, boşalma (ejekülasyon) zamanında idrar yoluna girer.

• Penis (kamış), erkekte dış üreme organıdır. Cinsel birleşme sırasında spermlerin hazneye atılmasını sağlar. İdrar yolu da penis aracılığı ile dışarı atılır.

Özetle Erkekte Üreme İçin Gerekli Unsurlar ;

1. Testisler morfolojik olarak normal, yeterli sayıda, hareketli sperm üretmelidir.

2. Erkek üreme sisteminde tıkanıklık olmamalıdır.

3. Erkek üreme sistem sekresyonları normal olmalıdır.

4. Ejekülasyondaki (erkeğin boşalması) erkek tohum hücresinin ser­vikse ulaşmasında bir yol olarak kadın genital sisteminde depolanmış ol­malıdır.

Erken boşalma
Cinsel işlev bozukluğudur. Cinsel ilşki sırasında erkeğin istemi dışındaki boşalmadır. Nedenleri arasında hazırlayan faktörler( ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzı, travmatik yaşantılar, ayrılık anksiyetesi, nevrotik kişilik özellikleri, eksik veya yanlış bilgilendirilme, eşler arasındaki iletişin biçimi, cinsel istismar), ortaya çıkaran faktörler (eşler arası uyumsuzluk, cinsel iletişim sorunları, eşin cinsel sorununun olması, performans anksiyetesi, fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklar, yorgunluk ve stres, evlenme korkusu, aşırı alkol ve ilaç kullanımı, evlilik öncesi ve dışı ilişkiler), devam ettiren faktörler (sorunun çözümü ile ilgili yanlış uygulamalar, cinsel etkinlikten  kaçınma, çok sık etkinlikte  bulunma, performans anksiyetesi, eşin tepkileri, suçluluk ve utanç duyguları) dır.Tedavisi psikoterapidir.

Geç boşalma
Erkeğin cinsel etkinlik esnasında hiç boşalamaması veya geç boşalmasına denir.Cinsel işlev bozukluğudur. Nadir görülür. Bedensel bir nedenden kaynaklanma olasılığı vardır.Ergenlik döneminde görülebilir.Psikolojik etkenler önemlidir.Tedavisi psikoterapidir.

Erektil disfonksiyon
Sertleşme sorunudur. Cinsel iletişim sırasında ereksiyon olamama veya ereksiyonu devam ettirememe durumudur. Fiziksel ve psikolojik sorunlardan kaynaklanabilir. Fiziksel sorunlar dolaşım bozuklukları, psikolojik etkenler stres ve performans anksiyetesidir.Tedavi etkene yöneliktir

Erkekte kısırlık
Erkek kısırlığı çok çeşitli nedenlerle olabilir.Hormonal nedenler, genetik nedenler, varikosel, geçirilmiş cerrahi ameliyatlar, çevresel ve kimyasal etkenler, doğumsal anomaliler, uyuşturucu maddelerin kullanımı, hormonal düzensizlikler, kimyasal maddelerin dumanı, boya ve kimyasal maddelerin kanserojen etkileri nedenler arasındadır.Çocuğu olmayan bir erkek üroloji uzmanına başvurmalıdır.Önce muayene, özel sperm ve hormon tetkikleri gerçekleştirilir.Kesin tedavi olmasa bile erkeğin bu tedavilerle durumunun düzelmesi sağlanarak yardımcı üreme teknikleri yapılabilir.

Doğum kontrolü
Kondom ve koitus interuptus(geri çekme) erkekler tarafından en sık kullanılan doğum kontrol yöntemleridir. Ancak erkeklerin tüplerinin bağlanması çok etkili bir doğum  kontrol yöntemidir. Erkeklerdeki doğum kontrolü kadınlardakinden daha da kolaydır. Uzun süre ilaç kullanmayı gerektirmiyor. Erkeklerde tüplerin bağlanması diğer yöntemlere göre çok avantajlıdır.

Andropoz
Kadınlardaki menopoz gibi erkeklerde de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde değişiklik olabilir.45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan hormonlar düşüş gösterir. Cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda düşmeye neden olur. Klinik seksüel fonksiyonlarda ve istekte azalma, yorgunluk, kızgınlık, kemik mineral yoğunluğunda azalma, kas kitlesinde ve gücünde azalma, organ yağlanmasında artıştır. 65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Sünnet
Değerli anne ve babalar, sünnet; steril koşullarda penisin baş kısmını örten deri parçasının cerrahi olarak kesilerek alınması ve kalan deri sınırlarının kendiliğinden emilebilir ipliklerle dikilmesidir. Steril koşul derken işlem boyunca tam olarak mikropsuz bir ortamın sağlanması, cerrahi olarak kesilmesi derken tüm aletlerin tamamen mikropsuz ve cerrahi standartlara uygun olması kastedilmektedir. Sünnet her yaşta yapılabilir. Cerrahi bir işlemdir. Tercihen operatör doktorlar tarafından hastane ortamında yapılmalıdır. Değerli anne ve babalar lazerli sünnet, kansız sünnet gibi sloganlara inanmayıp cerrahi bir işlem olduğunu unutmayalım! Sünnet sonrası pansuman, ağrı kesici verilip, suyla teması önlenmesi ve doktor kontrolünde olması önemlidir.

Prostat Sağlığı

Prostat mesanenin altında, rectumun önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.
Prostat iltihabına denir.Akut bakteriyel prostatit genellikle prostat absesi ile beraber olabilir. En sık etken E. Coli, proteus, klebsielladır.Belirtiler titremelerle yükselen ateş, idrar yollarına ait şikayetler, idrar yapamamadır. Abse drenajı yapılır ve antibiyotik tedavisi başlanır. Kronik bakteriyel prostatit muayene sırasında ağrı meydana gelmez. Ateş gibi akut infeksiyon bulguları yoktur. En sık etken klamidya, mikoplazma, üreoplazma dır. Tedavi de prostat sıvısına en fazla geçen antibiyotiklerle uzun süreli tedavi uygulamaktır. (3 ay kadar)

Benign prostat hipertrofisi:

Prostat bezinin büyümesidir. 50 yaşını geçen erkeklerde görülür. Belirtileri gece idrara kalkmaktır. Kesik idrar yapmak, idrarın başında ve sonunda kan damlayabilir. Hastalığın seyrinde geceleri sık sık idrar yapmak ihtiyacı duyulur uzun bekleyişten sonra çok az idrar yapılır. İdrar torbası tam anlamıyla boşalmaz. Bir zaman sonra hiç idrar yapamama tehlikesi baş gösterir. İlaç tedavisi önerilir. Kesin tedavisi cerrahidir.

Prostat kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Genellikle 50 yaşın üstünde görülür. Ancak seyrek olarakta gençlerde de görülebilir. Prostat ejakulasyon sırasında spermin dışarı atılması için gerekli akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılar. Prostatın arkasındaki seminal kabarcıklar bu akışkanın yapıldığı yerdir.Rectuma olan komşuluğundan dolayı rectal muayene önemlidir. Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Birinci faktör ailede prostat kanseri hikayesinin bulunmasıdır. Yaşlı kişiler risk altındadır. Östrojen hormonunun (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski azalmaktadır. Çevresel faktörler riskin artmasında rol oynar.Belirtiler prostat bezinin büyümesine bağlı idrar yapamama, idrar veya semen sıvısında kan görülmesi gibi bulgular verebilir.Tanı rectal tuşe ile konur.Kanda PSA (Prostat Specific Antijenin) testinin bulunması prostata kanseri tanısında çok önemlidir.Yayılmayı yani metastazları araştırmak için ayrıca kemik taramaları, röntgen, MR, BT gibi tetkikler istenebilir. Üroloji doktoru  ultrasonografi eşliğinde biopsi yapabilir.Tedavisi cerrahidir. Yayılmışsa radyasyon tedavisi veya hormon tedavisidir.

Hastalıklar

İnmemiş testis
Doğumdan önce testisler erkek bebeğin karnında gelişir. Genellikle skrotum içindeki yerlerine doğumdan bir ay önce inerler. Erkek bebeklerin bir kısmı testislerinden bir veya iki tanesi skrotuma inmemiş olarak doğabilir. Bu bebeklerin çoğunda testisler, birkaç yıl içinde hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın, kendiliklerinden skrotumun içine inerler. Bazı vakalarda ise ilaç  veya ameliyat gerekebilir. 5 yaşına kadar inmemiş olan testis ilerideki hayatında kısır hale gelir.Doktor, skrotumu muayene ederek, testisin eksikliğini veya iyi gelişmemiş olduğunu anlayabilir. Bir testisin eksikliği önemli değildir.  İnmemiş bir testis, kendisi de inse, ameliyatla da düzeltilmiş olsa, normal bir testise kıyasla kanser olmaya daha yatkın olabilir.

Tedavisinde, inmemiş bir testisi skrotum içine indirebilmek için çoğunlukla hormon verilir.
Hayatın başlangıcında inmemiş ve hormonlara da cevap vermeyen testisler, gelecekte kısırlık sorunuyla karşılaşmamak ve testis kanserine yatkınlığı azaltmak için ameliyat edilirler. Bunun için en uygun zaman 1-1.5 yaştır.

Testis torsiyonu

Testis torsiyonu testislere kan taşıyan damarların bulunduğu spermatik kord  kendi etrafında burulmakta , spermatik damarlar kan taşıyamamakta ve eğer bu durum erken bir zamanda düzeltilemezse testis nekroze (kangren) olmaktadır. Torsiyon riski, puberte döneminde en fazladır. Ameliyat edilmemiş inmemiş testislerde de risk yüksektir. . Kliniğinde ani gelişen testis ve kasık ağrısı, bulantı ve kusma olur. Bazen de şikayetler yavaş gelişir ve gecikmelere neden olur. Testis hassas ve ağrılıdır. Torsiyonla birlikte hidrosel ve ödem de olabilir. Testis torsiyonu orşit ve epididimit ile karışabilir. Doppler ultrasonografi ayıcı tanıda önemlidir. Tedavisi acil cerrahidir.

Scrotal kitleler

 Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Sebepleri tümörler, kistler, iltihaplar ve kasık fıtığıdır. Belirtileri skrotumda şişme, ağrı, hassasiyettir. Teşhis kan testleri ve ultrasonografi  ile konulabilir. Kesin teşhis ameliyatla kitlenin alınmasıyla konur. Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümünün scrotum içine inmesiyle meydana gelir. Tedavisi ameliyattır. Testisteki tümörler selim veya habis olabilirler. Habis tümörler tehlikelidir. Erken teşhis edilirse etkili bir şekilde tedavi edilebilir.

Testis ağrısı

Testislerde iltihaplanma, testislerin fazla ya da gereğinden az kanla doluşması bu organlarda ağrıya neden olur. Cinsel organın kasılıp boşalmaması sonucu kasıkta ve testiste sancılara neden olabilir.
Varikosel

Testis kanını boşaltan toplar damarların genişlemesine denir. Genellikle 15-35 yaşları arasında ve sol tarafta görülür. Varikoselli hastalarda sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma tespit edimiştir.Bu nedenle erkek infertilitesinin(kısırlık) en sık nedenlerinden biridir.Ancak her varikoselli erkek kısır demek değildir.Belirtileri testisin yukarısında ve arkasında kabarıklık ele gelir.Çoğu vakada belirti vermez.İleri derecede varikosel teşhisi muayene ile konur ilave tetkik gerekmez. Kısırlık nedeniyle müracat eden varikosel hastalarına veya varikosel amaliyatı uygulanmasına rağmen kısırlık devam eden hastalara renkli doppler ultrasografi gereklidir. Tedavi cerrahidir.

Hidrosel:

Testisi saran kılıfta sıvı birikmesine denir. Tek veya her iki testiste olabilir.Her yaşta görülebildiği gibi yaşlı hastalarda görülmesi daha sıktır. Hidrosel tehlikeli değildir. Hastanın üroloğa görünmesi önerilir. Genellikle tedavi gerektirmez. Tedavi gerektiriyorsa ameliyat önerilir. Sıvı doktor tarafından enjektörle ile çekilebilir. Ancak enjektörle sıvı çekilmesi infeksiyon riskini arttırır. Enjektörle sıvı çekilmesi ameliyat olması tehlikeli olan hastalar için yapılmalıdır.

Orşit :

Testislerin iltihaplanmasıdır. Orşitin en sık görülen sebeplerinden biri kabakulaktır. Orşit pek sık görülmeyen hastalığın yan etkileri olarak veya prostat, epididim infeksiyonlarına bağlı olarak da  görülebilir.Teşhis testiste ağrı ve şişlik.Tedavide bakterilere bağlı ise antibiyotik verilir. Ayrıca istirahat ve ağrı kesici verilir

Epididimit

Testisin gerisinde spermleri sperm kanallarına taşıyan ağrı, atan kıvrımlı bir borunun iltihaplanmasına denir. Epididimite bakteriler neden olur.Scrotumda şiddetli yavaş yavaş artan ağrı, ateş, şişme görülür. Tedavisinde antibiyotik kullanılır. Yatak istirahati, scrotuma buz konması, scrotumu kaldırmak gerekir.

Balanit:

Glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Sünnet olmamış erkeklerde daha sık görülür. Balanitin birçok nedeni vardır. Böbrek yolları infeksiyonları, iç çamaşırına bağlı tahriş, doğum  kontrol kremlerine karşı reaksiyon nedenleri arasındadır. Penisteki kızarıklık ve şişlik iki gün içinde düzelmezse üroloğa müracaat edilmelidir.

Hipospadias:

Erkek çocuklarda penisin ucunda olması gereken dış idrar deliğinin, penisin alt yüzeyinde bir yere açılması şeklindeki anormalliğe denir. Halkımız arasında peygamber sünneti de denir. Ailevi geçiş vardır. İdrarın penisin ucundaki delikten değil alttaki delikten fışkırdığı görülür. Asla sünnet yapılmamalıdır. Hekime müracaat edilmelidir. Tedavisi çocuk cerrahisi veya üroloji uzmanı tarafından ameliyattır. İdeal ameliyat 6 ay-1,5 yaş arası olmalıdır.

Parafimoz:

Sünnetsiz bir penisteki sünnet derisinin, geriye çekilmiş şekilde kalıp, penis başını örtecek şekle dönememesidir. Tedavisi tıbbi müdahale ile penis derisi gevşetilir.Penis ucunun kızarıp şişmesi halinde acilen müdahale gereklidir. Böylece kalıcı hasarlar önlenmiş olur.

Priapizm

Normal bir ereksiyon durumunda olduğu gibi penis kanla dolar. Fakat cinsel aktivite bittikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz. Ender rastlanan bir durumdur.Omurilik hastalıklarında, lösemi, üretra iltihabı sonrası görülür. Ereksiyon ağrılıdır. Penisin normal ereksiyon yeteneğinin korunabilmesi için doktor tarafından acil müdahale şarttır.

Peyroni hastalığı

Penis eğriliğidir.40-60 yaşındaki erkeklerde görülür. Belirtiler ereksiyon sırasında peniste meydana gelen ağrılı eğrilme cinsel ilişkiyi zorlaştırır.  Penis eğrilmesi doluşan yara izi (nedbe dokusu) ele gelir. birçok vakada kendi kendine geçer. Geçmez ise üroloğa danışmak gerekir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

Cinsel iletişim yoluyla insandan insana bulaşan mikroorganizmaların neden olduğu üreme organları infeksiyonlarıdır. Bulaşması ancak cinsel hastalığı olan biriyle girilen cinsel iletişim sırasında veya fiziksel temas sonucunda olabilir. Birden fazla cinsel partneri olan kişiler, daha fazla risk altındadır.Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan HIV (AIDS virüsü), hepatit virüsü ve frengi(sifiliz) mikrobu kan yoluyla da bulaşabilir. Kontrolsüz kan nakli, steril olmayan enjektörler, kesici delici aletler, uyuşturucu bağımlılarının damar içi kullandıkları iğnelerden bu hastalıkların bulaşma riski vardır. Belirtileri idrar yaparken yanma acıma, sık sık idrara gitme, peniste, vajinada, makatta akıntı olması, kasıklarda şişkinlikler ve bezeler olması, yumurtalıkların birinde veya her ikisinde ağrı, karnın alt bölümünde ağrı, cinsel iletişimden sonra kanamadır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tedavi edilebilirler. Ancak AİDS’in tedavisi yoktur. Ayrıca Hepatit B’den de aşı ile korunabilirsiniz. Bu hastalıklar ayrıca kulak delinmesi, dövme yapılması, enfekte enjektörlerden, kan nakli, gibi yollardan bulaşabilir. Bu hastalıklardan korunmak için cinsel iletişimde kondom kullanılmalı, cinsel eş sayısının artmasının riski artıracağı unutulmamalı,başkalarının kullandığı enjektörler kullanılmamalıdır..Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayalım.Öksürük, öpüşmek, el sıkmak la bu hastalıklar bulaşmaz.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar; HIV, Hepatit B, Bel soğukluğu(Gonore), Frengi(Sifiliz).klamidyoz, kandidiyazis, trikomoniyazis, Yumuşak şankr,ggranüloma inguinale, genital herpes, lenfogranüloma venereum dur.

Jinekomasti

Erkek memesinin normalden büyük olmasıdır.Erkek memesi kadınlık hormonunun yeterli miktarda olmaması nedeniyle küçüktür. Bazı durumlarda erkek memesi kendiliğinden büyümeye başlar buna jinekomasti denir.Bazı nedenleri siroz gibi hastalıklar, bazı ilaçlar, bazı sendromlar, vücut geliştirme sporları v.s. nedenleri arasındadır.Jinekomasti meme kanseri riskini arttırır.Tedavi ilaç veya cerrahidir. Cerrahi jinekomasti derecesi ve hastanın tercihigöz önüne alınarak karar verilir.

Testis kanseri

Testiste sertlik meydana gelir. Belirtileri testiste şişlik , bölgesel hassasiyet, testiste ağrı olmayıp bölgesel hassasiyet vardır.15-35 yaş arası erkeklerde görülür.Eğer testislerden  bir veya ikisi doğumda inmemişse ileride her iki testiste kanser görülme riski yüksektir.Teşhis kendi kendini muayene ile konur. Doktor muayenesi şarttır. Tedavi cerrahidir.Yayılmışsa radyoterapi ve kemoterapi eklenir.

Penis kanseri

Çok nadirdir. Genellikle sünnet olmamış ve sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde görülür. Penis ucuna yakın ağrısız küçük oluşumlar ortaya çıkar.Belirtiler penis ucunda siğil, sivilce görülür.Teşhis kitlenin çıkarılmasıyla konur.